5 Mart 2016 Cumartesi

Oyuncunun insanlardan kaçmasını anlamıyorum

Hakan Boyav, ‘Kış Güneşi' dizisiyle seyirci karşısında. Yine kötülerden hesap soran iyi adam rolünde…Çok sert hesapsorduğu içingerçek hayatta kötü adam olarak tanındığını söyleyen oyuncu, özel hayatında sıra dışı bir hikâyeye sahip.

Hanımın Çiftliği, Behzat Ç., Kurtlar Vadisi… Seyirci hangi rolle sokakta karşılıyor?

Dizi tarihimizin önemli dizilerinde, en önemli yan rolleri canlandıran bir oyuncuyum. Farklı roller oynadım, en çok akılda kalan karakterim ‘Barda'dan. Türkiye'nin en kötü adamlarının filmi. Bizim Funny Games'imiz… Ankara'da yaşanmış bir olayı anlatan sert, etkili bir yapım. Yarışmalarda gösterilmedi, şiddetten beslendiği söylendi, aforoz edildi, ambargo konuldu. O dönem ödül rekorları kıran film ‘Sis ve Gece'dir. Yoldan geçen 15 kişiyi çevirelim, bir tanesi tanımaz ama iddia ederim 13'ü ‘Barda'yı bilir.

Sinemada Barda. Dizilerde peki?

‘Hırsız Polis' çok önemlidir. Senaryosu doğru düzgün yazılan sayılı yapımlardan. Uğur Yücel, Rasim Öztekin, Vahide Gördüm gibi ustaların olduğu mili takım kadrosu gibi bir ekip. Senaristleri felsefe bölümü mezunu ve şahane hikâye yazmışlar. ‘Asmalı Konak' da bir o kadar değerli…

Kurtlar Vadisi'nden bahsetmediniz?

Onun da senaryosu müthiş yazılmıştır, özellikle Cüneyt Aysan ile Bahadır Özdener zamanında. Bütün dünyayı etkilemiştir. En çok oynamaktan keyif aldığın rol hangisi diye sorsan Vadi'deki ‘Kara' derim. Sokakta da en çok tanınmama sebep olan roldür, berber Reşit'ten sonra… O da çok sevilir ama Vadi'nin yeri ayrı. Hanımın Çiftliği'ni de unutmayalım. Reytinglerde haftalarca birinci sırada kalmayı başaran nadir dizilerden. Belki tanınırlığımda Kara'dan daha fazla etkisi olmuştur. Ne güzel bir iştir, ne güzel hikâye. Bütün işlerimden memnunum.

Hayli iyi adam oynadınız ama kötü olarak zihinlerdesiniz. Neden?

Çok yanlış bir algı. ‘Barda'daki Patlak hariç hiç kötü adam oynamadım. Berber Reşit komik, fırıldaktır. ‘Hırsız Polis'teki Kaporta Yakup hırsızdır ama iyi adamdır. Kara eli, bileği dehşettir ama çok vatanperver, düzgün bir abidir. Türkiye'de hep kötülerden hesap soran iyi adamı oynadım. O kadar fena hesap sordum ki beni kötü zannettiler. Hesap soran orta yaş üstü aksiyon adam rolü düştü bana. Bıraksınlar artık beni kötü zannetmekten. Oynadığım iyiler işkencelerin, dayağın sınırlarında geziyor. Bana gelen senaryoların yüzde 70'i kötü adam. Hiçbirini oynamadım, oynamıyorum.

Akılda kalan bir tipolojiye sahip olmanızın bu algıda payı olabilir…

Farklı tipolojiye sahip olmanın artıları, eksileri var. Artılar: 1-Akılda kalıyorsun. 2-Senden çok bulunmuyor. 3-Çok iş geliyor. Gelen rolleri değişik oynamak önemli olan. Berber Reşit ile Kara'yı yan yana koy, alakası yok. Öyle bir rolü üzerime yapıştırıp gitmedim. Bunu yaparsan eksi hanene yazılır. Allah'a bin şükür hiçbir rolü elime yüzüme bulaştırmadım. Bir kere bulaştırırsan unutulması zor olur.

Ankara'da yaşamak lüks

Gündelik hayatta nasıl bir ritminiz var?

Sıradan yaşıyorum. Sette değilsem evde kalmayı tercih ederim. Bakınırım, bir yerlere gider çay içerim. İnsanlardan kaçan biri değilim. Bir oyuncunun insanlarından kaçmasını anlamıyorum. Oyunculuk gözlem yapma sanatıdır. İnsanların arasında olacaksınız ki heybenizi doldurup yeri geldiğinde kullanabilesiniz.

Eskiden Ankara vardı hayatınızda. Şimdi?

Evim hâlâ Ankara'da. Orada yaşamayı seviyorum, iş için İstanbul'a geliyorum. Ya ev kiralıyorum ya da otelde kalıyorum. Burada evim yok, olmasını da istemem. Ankara sakin, ilişkilerin güzel olduğu bir yer. Burada bir arkadaşınla üç saatte buluşuyorsun, Ankara'da 10 dakikada. Bu bir lüks, güzel bir şey.

Tiyatro devam etmiyor sanırım…

Devlet tiyatrosu sanatçısıyım. Yılımızı tamamladık, ocak ayında emekli olmayı düşünüyorum. Son 10 yıldır da yönetmenlik yapıyordum, artık yorulduk. Bayrağı gençlere devretme zamanı.

Dizi ve sinemanın yoğun temposunun bu kararda payı var mı?

Hepsi birden olmuyor. Biraz daha sinema ve diziye yönelme düşüncesindeyim. Tiyatro bizim yaşama biçimimiz, her zaman yaparız. Gün gelir bir kadro bir yerde buluşur, bizi de çağırır, hemen kafayı uzatırız. Ölene kadar yapacağımız bir şey. Şimdi dizi, sinema, tiyatroyu bir arada götürecek konsantrasyonu kaybettik. Yaşlandık… Üçü-ikiye düşüyor, sonra bire inecek. Sonra da göçüp gideceğiz.

Kış Güneşi nasıl gidiyor?

Özenli çekilmiş, titiz bir dizi. Kurtlardan sonra ‘Beyaz Karanfil' diye bir iş yaptım. Uzun sürmedi maalesef. Sonra bir buçuk sene kadar dinlendim. Bir sürü senaryo geldi, hiçbirine kafayı uzatmadım. Sevmedim… Ama Kış Güneşi'nin senaryosunu beğendim. Hikâye, diyalog örgüsü, oyuncuları çok iyi. Zor tutacak bir hikâye ama tutacak. Hırsız Polis, Ezel gibi her geçen gün takipçileri artacak. İyi hikâye, iyi oyunculuklar, iyi reji…

Yine kötülerden hesap soran iyi adamsınız.

İntikam peşinde giden başroldeki adamla yürüyen, zaman zaman akıl hocalığını, yarenliğini yapan bir adam. Hikâyede intikam da var, aşk da... Yine kötülerden hesap soruyorum.

Müebbet mi yedim karıcığım?

“Eşim çocukluk aşkım. Gençken evlendik, 11 yıl kadar evli kaldık. O dönem içkiyle problemim vardı. Eşim hoşlanmadı, ayrıldı. Ama aramızda sevgisizlik hiç olmadı. Ne birbirimize kötü sözümüz oldu, ne de sorumluluktan kaçtığımız bir an… Dokuz sene önce tedavi gördüm, içkiyi, sigarayı bıraktım. Sonra gidip dedim ki, ‘Birbirimizi seviyoruz. Müebbet mi yedim? Birleşelim.' Eşim de dedi ki, “Tamam, bir daha içmeyeceğine inandım. Gel, ben de seni severim.” Bu yaz dört kişilik bir düğünde evlendik. 24 yaşındaki kızımız nikâh şahidimiz oldu.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder