21 Mayıs 2016 Cumartesi

Bu kafede hayvanlar ve insanlar eşit haklara sahip

Son zamanlarda birbirinden ilginç kafelerin açıldığı Balat'ta dikkat çeken mekanlardan biri de Naftalin K. Farklı dönemlere ait eşyalarla dekore edilen mekanın müdavimleri birer ‘misafir' gibi ağırlanıyor.

Kapı açıldığı esnada önce bir kedi buyur ediyor sizi içeriye. Hangi masaya oturacağınızı sıcak kalorifer yanı yerine kafeyi en iyi gözlemleyeceğiniz yer belirliyor. Ortada dönen plakta Edith Piaf'tan Zeki Müren'e yerli yabancı sanatçılar çalıyor. Giyimiyle 80'li yılları andıran bir kadın sobaya birkaç odun ve kömür yerleştiriyor. Duvarlar Yunanca, Fransızca, Almanca, Türkçe eski dönem dergileri ve kitap yapraklarıyla dolu. Kitap sayfaları arasında duvarda bir kedi çizimi beliriyor. Kırmızı panjurlu sandığında kafenin sakinlerinden olan kedi ‘Hamsi' uyuyor. ‘Kınış' ise sosyal ağlarda paylaşacağı fotoğrafın konseptini düşünen misafirlerden birinin kucağında oturuyor.Bu sahneler Balat'ın dar sokaklarında saklı, ismiyle müsemma, kafe Naftalin K.'ya ait. Kafe içindeki eşyaların tümü vintage. Yani, farklı dönemlere ait. Naftalin K. Karaköy kafelerinden sonra Balat'ı tercih eden ziyaretçilerin yeni mekanı. En çok da kedi sevmek isteyenlerin uğrak yeri. Kafenin sahibi Zeynep Hakgüder, Naftalin K.'nın hikâyesinin eşiyle tanışmasıyla başladığını söylüyor. Bülent Yılmaz, Naftalin K.'nın karşısındaki vintage dükkânın sahibi. İkisi de dönem eşyalarına gönülden bağlı. Bu alanda geniş bir koleksiyona sahip olmaları onlarda konsept oluşturma kararı doğurur. Vintage konseptli mekanda ısıtma aracı olarak da soba tercih ediliyor. Kafe sahibi Hakgüder, sıcaklığın kafedeki bütün misafirlere eşit yayılmasını istedikleri için bu fikri tercih ettiklerini söylüyor. Misafir demişken, Hakgüder kafeye gelen müşterilerin kendi misafiri olduğunu belirtiyor. Sobayı bulan misafirler, yanlarında kestane de getiriyor. Sobanın üzerinde pişen kestaneler ise kafedeki herkese dağıtılıyor. Bireyselliğin üst düzey tutulduğu modern zamanda insanların başkalarını düşünerek kestane getirmesi, Zeynep Hanım'ı çok mutlu ediyor.Baş köşede kedi varKafenin asıl konseptini kedi oluşturuyor. İçerideki küçük kitaplıkta da kedilerle ilgili yazılmış neredeyse tüm kitaplar mevcut. Gündüz Vassaf'ın İstanbul'da Kedi'si bunlardan biri. Zeynep Hakgüder, kafenin hayvanlara ve insanlara eşit hak verilen bir mekan olduğunu söylüyor. İsmindek K'yı ise şu şekilde açıklıyor: “En sevdiğim edebiyatçı Kafka, kahve, kedi, kitap, kütüphane, keyif, kahvaltı, kek derken hepsi K harfinde birleşiyor. İlk harfini kullanmak istediğimizden Naftalin K. koyduk kafenin ismini. Karakter atfediyoruz biz bu mekana. Çünkü kendi kişiliği olan bir mekan. Naftalin'in yanında K. soy admış gibi oldu böylece.” Anıları kitaplaştırmayı düşünüyorlarHakgüder, kafenin misafirleriyle iç içe bir hayat yaşadıklarını anlatıyor. Kuvvetle muhtemel, karakterli bir kafe olmasından dolayı bir senedir ilginç şeyler yaşadıklarını söylüyor. İlerideki en büyük isteklerinden birinin de bunları öyküleştirerek kitap haline getirmek olduğunu belirtiyor. Birebir misafirlerle ilgilenen ve hayatlarına dokunan Hakgüder yaşadıkları ilginç anları şöyle özetliyor: “Bir keresinde şöyle bir hikâye ile karşılaştık. Burada tanışıp birbirine bağlanan iki genç, ayrılmaya karar veriyor. Burası da en çok sevdikleri mekân. Aynı gün birbirlerinden habersiz bir saat arayla kafeye geliyorlar. Birbirlerinden habersiz kafede karşılaşmalarını işaret olarak yorumluyorlar. Biz de bunlardan elbette habersiziz. Bize anlatıldıkça ne kadar ilginç hikâyeler yaşandığının farkına varıyoruz bu küçük mekanda.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder